13 Kasım 2014 Perşembe

Fazıl Oral ' dan Akılda Kalanlar - 2014 PERYÖN

04-05 Kasım 2014 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde PERYÖN tarafından düzenlenen 22.İnsan Yönetimi kongresinde birbirinden değerli konuşmacılar bizlere inanılmaz bilgiler, tecrübeler aktardılar. Hangi panellere katılacağım konusunda; kendimi  daha önce kongreye katılmış, tecrübeli sevgili blogger arkadaşların arasında günün akışına bıraktım. Ve bu kararımda ne kadar haklı olduğumu Sayın Fazıl Oral'ı dinledikten sonra anladım. Daha önce internet üzerinde bir kaç yazısını okuduğum, fakat PERYÖN kongredeki gibi canlı olarak dinleme fırsatını bulamadığım bir kişi idi Chief Learning Officer, Deloitte Fazıl Oral. 


Sahnedeki hakimiyeti ve ses tonu, deneyimleriyle birleşince söylediklerini not almaya zaman zaman yetişemediğimde oldu. Sahneye çıkıp sözlerinin ağzından dökülmeye başladığını hatırlıyorum, birde alkış sesleriyle bitirişini. Kendimi öyle kaptırmışım ki bir yandan söylediği her cümleyi duymaya çalışıyor, diğer yandan da not almaya çalışıyordum. Bu inanılmaz deneyimin her anının bende bir takım etkiler bırakacağı kesindi.  


Konuşurken aldığım notlardan en dikkat çekenler :
  • İK’nın bir destek departmanı olmadığının kabul edilmesi gerekiyor. Çünkü  süper elemanı işe alsanız bile motive olamadıktan sonra ne yarar sağlar.
  • IK için kullanılan Soft Skills ( basit beceriler ) kelimesini çöpe atın, yerine Life Skills ( yaşam becerileri ) kelimesini kullanalım.
  • Hiyerarşinin olduğu yerde fikir üretilemiyor.Çünkü tepedekinin kararı her şeyden önemli.Genel müdür bir hareket yaptığında altındaki herkes sallanıp türbülansa giriyor.
  • Bilgisayarların masadan kalkıp mobil olduğunda, evde de çalışabilirsin hatta ölene kadar çalışacaksın mesajıydı bu.
  • Diploma her şey değildir kafası çalışan bir eleman daha değerlidir.Ayrıca  sosyal yönünün gelişmiş olması okul birinciliğinden daha önemli.
  • Çocuklarla olan ilişkilerimizin rüşvet ilişkisine dönmüş durumda . Anneler özellikle çocukları o eğitim senin bu eğitim benim gezdiriyorlar. Bunların tamamı iş hayatında kaybolmuş, çocuğuna zaman ayıramayan annenin suçluluk duygusu. Çocuk sadece oynamak istiyor. Ama annelik dahi outsource ediliyor ülkemizde.
  • Ve altını çizerek koyu harflerle yazdığım Heads Down Generation (Başlar Aşağıda Nesil).

Gerçekten de son zamanlarda kafelerde, metrolarda, otobüslerde kısacası her yerde gördüğümüz insan neslini tarif eden en güzel kelime idi HD Generation (Baş Aşağıda Nesil). Ya laptoplar ya tabletler, ya da akıllı telefonların kafalarını esir aldığı nesil bizler. Azda olsa kitap amaçlı olarak başların aşağıda olduğu bir nesilde yok değil, ama  bu teknolojinin esir aldığı HD nesli hepsinden çok farklı. Daha 2-3 yaşlarında bebeklerin ellerine tutuşturduğumuz tabletler, akıllı telefonlar sonrasında, yetişen yeni nesilin bunlardan bağımsız olarak yaşaması nasıl arzu edilebilir ki.

Sevgili Fazıl Oral'a paylaştığı değerli ve etkileyici bilgiler için teşekkürlerimi sunuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme