25 Şubat 2014 Salı

Bırakalım Artık Şu Egoları Bir Tarafa

İnsanlar doğası gereği toplum içerisinde savunmasız ve güçsüz kalmaya dayanamazlar. Diğer insanlara karşı güçlü olmak, öyle hissetmek isterler. Güçsüz olduklarını hissettikleri durumlarda ise farklı savunma şekilleri ve egolar ortaya çıkar. Psikoloji biliminin baş üstadı Freud’un tanımıyla, şahlanmış at üzerindeki şövalyeye benzetilen ego, Latince kökenli olup ben, benlik, ben merkezlilik anlamına gelir. Kendi üstünlüğünü gösterme çabası ya da niyeti. Ego o kadar karmaşık bir yapıya sahiptir ki; içerisinde irade, istekler, arzular, tutkular hepsi birbirine geçmiş durumdadır. Aslında egolar insanı hırslandıran, başarıya götüren bir dürtüdür. Nedendir bilmem ama ego kelimesi, toplumumuzda her duyulduğunda hep bir negatif anlam getirir beraberinde. Ortaya çıkan egolar tatmin edildiği, doyurulduğu sürece, insan kendini güvende ve güçlü hisseder, asıl sorun egoların tatmin edilememesi durumunda ortaya çıkar. Ego kabarır ve her şeyin önüne geçer. Olaylar karşısında mantık devre dışı kalır, bunun yerine hırs, tutku kısacası egonun hâkimiyeti başlar.

İş hayatında hepimiz karşılaşmışızdır, bu egosu yüksek ve tatmin edilmemiş insanlara. Ya odasına gidip bir istekte bulunduğunuz bölüm yetkilisinin azarlar gibi sert çıkışlarına ve soru sorduğunuza bin pişman eden hareketlerine ya da bir toplantı esnasında kimseyi konuşturmayan, diğer katılımcıların da “amaaan sadece egosunu tatmin ediyor” diye düşündüğü yönetici tiplerine. İşte bu egosu tavan yapmış olan insanlar; bir türlü hayata ve olaylara objektif bakamaz, zaman içerisinde her şeyi ben bilirim inancına kapılır ve etraftakilerin de bu şekilde düşünmelerini isterler. İlerleyen zamanda artık etrafta kim var kim yok onlar için önemli değildir. Sadece kendileri vardır. Kendine tapma hastalığı olarak da bilinen bu yüksek ego ve oluşan havadan dolayı etraftaki insanlar bir şeyler söylemeye çekinir, saklamaya başlar. Bir ekip liderinin bu denli yüksek egoya sahip olduğunu varsayarsak, ekibinin ne denli başarılı olacağını, nasıl yeni fikirler üreteceğini hayal etmek gerçekten zor geliyor. İş hayatında bu egosu yüksek insanlar, işle ilgili yaşadıkları sorunu o kadar kendi kişisel sorunları haline getirirler ki, adeta sorunlarla bir savaş içerisindedirler. Olası bir sorunla karşılaşılması durumunda yüksek perdeden konuşarak, etrafındaki insanları baskı altına alır, mantığıyla değil, hırsı ve egosuyla hareket ederek adeta savaş naraları atarlar. Çünkü sorunları çözmek sadece kendisinin görevidir. Ya da sadece kendisi çözebilir.

Oysa bunun yerine mantığıyla hareket edip, ekibindekileri de dinlese belki daha rahat, daha huzurlu bir ortamda çözüme ulaşacak. Ama işte o ego yok mu ego, izin vermiyor bir türlü, geçiyor mantığın önüne. Egoları üstünlük kurmak için kullanmak yerine, ekibin ortak başarısı için kullanabilseler bakın ne başarılar getirecek, ne ortak sinerjiler oluşturacak o beğenmediğimiz egolar.Tamam illa ki iş hayatında başarma duygusu tatmin edilmelidir, ama bu seviye abartılıp, aşılıp yüksek ego yaşanırsa da karşılaşılacak tehlikeler göz ardı edilmemelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme